durup...
şimdi burda durup , Abidin Dino'ya "bana mutluluğun resmini çizebilir misin" diye soran Nazım Hikmet'i anlamamak mümkün mü?
yazınsal anlamda bakıldığında da bir bunalımı, içsel bir girdabı, hüznü, aşkı, sevgiyi, içsel bir yolculuğu ,acıyı , bir hayali ya da bire bir yaşanmış olsun olmasın yaşanabilir olma ihtimali bulunan kederli her olayı kelimelere dökmek daha kolaymış gibi görünüyor...
bunu sadece kendimi baz alarak değil, okuduklarımı da göz önüne alarak düşünüyorum... kişisel olarak neyi ne kadar ifade edebildiğim çok ayrı bir konu, ayrıca tartışılabilir ki zaten iddiasızım...
ama bir sevinç, bir coşku ya daha zor sığıyor kelimelere ya da tarifi daha zor... diğer bir ihtimal de kişisel bencilliğimiz... hüznü, kederi, bunalımı olabildiğince bulaştırmaya çalışırken sağa sola sevinç ve coşkuyu kendi bünyemize saklamak gibi...böyle düşünmek bile acımasız görünse de...
en vahim ihtimal de sadece benim bu konuda gerek okumadaki algı gerek yazma konusunda olabildiğince yeteneksiz oluşum... vehameti de sadece kendi açımdan tabii...
ah veroçka'm nerdesin?
olsaydın eğer...
varsa bunu söze dökebilen bir şair, bir yazar eklerdin mutlaka yoruma:)
yok, kendim araştıramam şimdi... işim var sevincem....
Yorum (2) |
Yorum Yaz
Kalıcı Bağlantı | Arkadaşına Gönder
Önceki Sayfa | : | Sonraki Sayfa